Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Kira Sözleşmesinin Sona Ermesi ve Tahliye Yolları

Hızlı Yanıt: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşme süresinin dolması tahliye sebebi teşkil etmez; sözleşme kiracı feshetmedikçe kendiliğinden birer yıl uzar. Kiraya veren ancak on yıllık uzama süresi sonunda bildirimle veya kanunda sınırlı sayılan gereksinim, yeniden inşa, tahliye taahhüdü ve temerrüt gibi sebeplere dayanarak dava yoluyla tahliye talep edebilir.

İçindekiler göster

1. Kiranın Sona Ermesinde Temel Kural: Kiracının Korunması ve Sözleşmenin Uzaması

1.1. Belirli Süreli Sözleşmelerde Kendiliğinden Uzama Mekanizması (TBK m. 347)

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu sistematiğinde konut ve çatılı işyeri kiraları, genel kira sözleşmelerinden ayrılarak kiracıyı koruma gayesi güden emredici kurallarla tahkim edilmiştir. TBK m. 347/1 hükmü gereğince, belirli süreli olarak akdedilen kira sözleşmelerinde kararlaştırılan sürenin dolması, kiraya verene doğrudan sözleşmeyi sona erdirme veya kiralananın tahliyesini talep etme hakkı bahşetmez.

Sözleşme süresi dolduğunda kiracı, belirlenen sürenin bitiminden en az on beş gün önce kiraya verene yazılı fesih bildiriminde bulunmadığı takdirde, kira sözleşmesi aynı koşullarla bir yıl süreyle uzatılmış kabul edilir. Kanun koyucu bu düzenleme ile sözleşmenin süresinin dolması sebebiyle sona erdirilmesi inisiyatifini yalnızca kiracıya tanımış; kiraya verenin sürenin bitimine dayanarak tek taraflı iradeyle tahliye talep etmesini kesin biçimde engellemiştir.

1.2. Genel Hükümlere Tabi Taşınmazlar ile Çatılı Taşınmaz Ayrımının Hukuki Sonuçları

Kira hukukunda taşınmazın fiziki ve hukuki vasfı, uyuşmazlığa uygulanacak normlar hiyerarşisini doğrudan belirler. Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine tabi olan taşınmaz kiralarında (örneğin arsa, tarla, üstü kapalı olmayan otopark alanı gibi yerler) TBK m. 327 gereği sürenin bitimiyle sözleşme başkaca bir ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Buna karşılık, etrafı ve üstü kalıcı yapı malzemeleriyle çevrili, barınma yahut mesleki ve ticari faaliyetlerin icrasına tahsis edilmiş konut ve çatılı işyerlerinde kiracının korunması rejimine ilişkin özel hükümler (TBK m. 339-356) devreye girer. Bu ayrım uyarınca, çatılı taşınmaz kiralarında sözleşme serbestisi kamu düzeni mülahazasıyla sınırlandırılmış olup, kanunun lafzında sınırlı (tahdidi) olarak sayılan tahliye sebepleri haricinde sözleşmeye konulacak tek taraflı fesih şartları mutlak butlanla sakattır.

2. Bildirim Yoluyla Sözleşmenin Feshi (TBK m. 347 ve m. 348)

2.1. Kiracının 15 Gün Önceden Fesih Bildirimi Hakkı

Belirli süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, herhangi bir tahliye sebebi yahut haklı gerekçe göstermek zorunda olmaksızın, kira süresinin hitamından en az on beş gün önce kiraya verene bildirimde bulunarak sözleşmeyi sürenin bitimi itibarıyla feshedebilir. Bu hak, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğindedir ve kiraya verenin kabulüne veya onayına bağlı olmaksızın hukuki sonuç doğurur. Fesih bildiriminin süresinde muhatabın tasarruf alanına ulaşmasıyla birlikte sözleşme, dönem sonunda kendiliğinden infisah eder ve kiracının tahliye yükümlülüğü doğar.

2.2. Kiraya Veren İçin 10 Yıllık Uzama Süresi: Süre Hesabı ve Bildirim Zamanlaması

Kiraya verenin herhangi bir tahliye sebebi göstermeksizin yalnızca bildirim yoluyla kira sözleşmesini feshedebilmesi, kanunda “on yıllık uzama süresi” koşuluna bağlanmıştır. Uygulamada sürelerin hesaplanmasında en sık düşülen usuli hata, sözleşmenin başlangıç yılı ile uzama yıllarının birbirine karıştırılmasıdır. Yasal hesaplama şu şekildedir:

Yasal Formül: Asıl Kira Sözleşmesi Süresi + 10 Yıllık Uzama Süresi = Fesih Bildiriminin Yapılabileceği İlk Dönem.

1 yıl süreli olarak akdedilen bir kira sözleşmesinde, ilk 1 yıllık sürenin tamamlanmasıyla birlikte 10 yıllık yasal uzama süresi işlemeye başlar. Dolayısıyla kiraya veren, ancak toplamda 11 yıllık akdi sürenin tamamlanmasından sonraki uzama dönemi için fesih hakkını kullanabilir. TBK m. 347 uyarınca bildirimin, uzama yılının bitiminden en az üç ay önce kiracıya yöneltilmiş ve tebliğ edilmiş olması zorunludur. Üç aylık sürenin hesabında bildirimin postaya verildiği tarih değil, kiracının fiili veya hukuki hakimiyet alanına girdiği (tebellüğ tarihi) esas alınır.

2.3. Belirsiz Süreli Kira Sözleşmelerinde Bildirim Yoluyla Fesih

Kira ilişkisinin başlangıçtan itibaren süre belirtilmeksizin kurulduğu veya kanuni şartlar gereği belirsiz süreliye dönüştüğü hallerde kiracı, her zaman genel hükümlere göre fesih dönemlerine ve bildirim sürelerine uyarak sözleşmeyi feshedebilir. Kiraya veren ise, kiranın başlangıcından itibaren on yıl geçtikten sonra, TBK m. 328 ve m. 329’da öngörülen yasal fesih dönemlerine (yerel adette belirlenen veya altı aylık dönemler) uyarak ve bu dönemin sonu için en az üç ay önceden bildirimde bulunmak suretiyle herhangi bir gerekçe göstermeksizin kira ilişkisini sona erdirebilir.

2.4. Fesih Bildiriminin Geçerlilik Şartı: Yazılı Şekil ve Noter İhtarının İspat Gücü (TBK m. 348)

TBK m. 348 hükmü amir olup; konut ve çatılı işyeri kiralarında fesih bildiriminin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına bağlanmıştır. Buradaki yazılı şekil bir ispat şartı değil, geçerlilik (sıhhat) şartıdır. Sözlü irade beyanları, elektronik mesajlaşma uygulamaları (WhatsApp vb.), kısa mesaj veya e-posta yoluyla iletilen fesih iradeleri şekil eksikliği sebebiyle mutlak olarak geçersizdir. Yargıtay‘ın yerleşik içtihatlarına göre, bildirimin içeriğinin kanuna uygunluğunun denetlenebilmesi ve kanunun aradığı üç aylık sürede muhataba ulaştığının kesin delille ispat edilebilmesi adına, bildirimin noter kanalıyla keşide edilecek bir ihtarname ile yapılması usul ekonomisi ve hak kaybının önlenmesi bakımından zorunludur.

3. Kiraya Verenden Kaynaklanan Tahliye Sebepleri (TBK m. 350 – 351)

3.1. Gereksinim (Konut ve İşyeri İhtiyacı) Sebebiyle Tahliye Davası

TBK m. 350/1 uyarınca kiraya veren; kiralananı kendisi, eşi, altsoyu (çocukları, torunları), üstsoyu (anne, babası) veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer şahıslar için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu doğarsa tahliye davası açabilir. Bu davada gözetilmesi gereken yasal unsurlar şunlardır:

  • Sınırlı Hak Sahipliği: Kanun metninde sayılan kişiler tahdididir. Kiraya verenin kardeşi, yeğeni veya sair akrabalarının ihtiyacı bu madde kapsamında tahliye gerekçesi yapılamaz.
  • İhtiyacın Vasıfları: Yargıtay’ın ilkesel kararlarında aranan temel kıstas; gereksinimin “gerçek, samimi ve zorunlu” olmasıdır. Henüz doğmamış, ileride doğması muhtemel veya varsayımlara dayalı ihtiyaç iddiası tahliye kararına dayanak yapılamaz. Örneğin, reşit çocuğun ayrı yaşama iradesi samimi kabul edilirken, kiralananın satılacağı veya daha yüksek bedelle başkasına kiralanacağı yönündeki emareler ihtiyacın samimiyetsizliğini ortaya koyar.
  • Dava Açma Süresi: Belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda; belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemlerine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılmalıdır.

3.2. Taşınmazın Yeniden İnşası, İmarı ve Esaslı Onarımı (TBK m. 350/2)

Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli olup da bu işlemler esnasında taşınmazın içinde ikamet edilmesi veya çalışılması fiilen imkânsız ise kira sözleşmesi dava yoluyla sona erdirilebilir. Bu nedene dayalı tahliye kararı verilebilmesi için;

  • İlgili belediyesince onaylanmış ruhsat ve tadilat projelerinin dava dosyasına ibraz edilmesi,
  • Mahkemece yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesiyle, söz konusu imar ve onarım süresince kiralananda oturulmasının veya ticari faaliyet icra edilmesinin can ve mal güvenliği bakımından imkânsız olduğunun tespit edilmesi şarttır. Basit nitelikteki tamiratlar tahliye sebebi teşkil etmez.

3.3. Yeni Malikin Gereksinimi Nedeniyle Tahliye (TBK m. 351)

Kira ilişkisi kurulduktan sonra taşınmazı iktisap eden (satın alma, trampa, bağış vb. hukuki işlemlerle devralan) yeni malik, taşınmazı kendisi veya kanunda sayılan yakınları için konut veya işyeri olarak kullanma ihtiyacındaysa iki kanuni haktan birini seçebilir:

  1. İktisap Sebebiyle Tahliye: Yeni malik, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak (noter ihtarnamesiyle) bildirmek şartıyla, edinme tarihinden başlayarak altı ay sonra açacağı davayla tahliye talep edebilir. Bir aylık ihtar süresi hak düşürücüdür.
  2. Dönem Bitimine Dayanma: Yeni malik, altı aylık süreyi beklemek istemezse, önceki malikle yapılmış olan kira sözleşmesinin süresinin sona erdiği tarihten itibaren bir ay içinde TBK m. 350 kapsamında doğrudan gereksinim davası açabilir.

3.4. 3 Yıllık Yeniden Kiralama Yasağı ve Tazminat Sorumluluğu (TBK m. 355)

Gereksinim yahut yeniden inşa/imar gerekçesiyle kiralananın tahliyesini sağlayan kiraya veren, haklı bir sebep bulunmadıkça taşınmazı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılan yerlerde, imar işlemi bittikten sonra eski kiracının yeni haliyle taşınmazı öncelikle kiralama hakkı mevcuttur; bu hak kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılmalıdır.

Yeniden kiralama yasağı ihlal edildiği takdirde kiraya veren, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür. Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı doğrultusunda, kiracının bu tazminata hak kazanabilmesi için taşınmazın cebri icra marifetiyle veya mahkeme ilamına dayalı ilamlı takip tehdidi altında tahliye edilmiş olması zorunludur; tarafların dava açılmaksızın sulhen anlaşarak tahliyeyi gerçekleştirdiği durumlarda bu tazminat hüküm altına alınmaz.

4. Kiracıdan Kaynaklanan Tahliye Sebepleri (TBK m. 352)

4.1. Yazılı Tahliye Taahhütnamesi Nedeniyle Tahliye (TBK m. 352/1)

Kiracı, kiralananın kendisine teslim edilmesinden sonraki bir tarihte, taşınmazı belirli bir tarihte boşaltacağını yazılı olarak üstlenmişse kiraya veren bu belgeye dayanarak tahliye talep edebilir. Taahhütnamenin hukuki geçerliliği belirli şartlara bağlanmıştır:

  • Teslimden Sonra Tanzim Edilme Zorunluluğu: Taahhütname, taşınmazın fiilen teslim edildiği tarihten sonra düzenlenmelidir. Kira sözleşmesiyle aynı gün veya sözleşme yapılmadan önce kiracıya imzalatılan taahhütnameler, kiracının müzayaka (darda kalma) hali istismar edilerek alındığı karinesi gereği geçersizdir.
  • Yazılı Şekil: Belgenin yazılı olması kuraldır. Noterlikçe düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması geçerlilik şartı olmamakla birlikte, kiracının imza ve tanzim tarihi inkarı riskini bertaraf etmesi açısından noter yolu ispat kolaylığı temin eder.
  • Beyaza İmza ve İspat Külfeti: Tanzim ve tahliye tarihleri boş bırakılarak imzalanan metinlerde Yargıtay’ın yerleşik içtihadı açıktır: Belgedeki imzayı inkar etmeyen kiracı, metnin sonradan taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğunu kesin ve yazılı delille ispat etmek zorundadır; salt tanık beyanıyla bu iddia kanıtlanamaz.
  • Aile Konutu Güvencesi: Kiralanan yer aile konutu niteliğinde ise, Türk Medeni Kanunu m. 194 uyarınca kira sözleşmesinde taraf olmayan eşin açık rızası alınmaksızın diğer eş tarafından verilen tahliye taahhüdünün geçersizliği ileri sürülebilir.
  • Hak Düşürücü Süre: Taahhüt edilen tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde kiraya veren, icra dairesine başvurarak ilamsız tahliye takibi başlatmalı veya mahkemede dava açmalıdır. Bu sürenin geçirilmesi hakkı düşürür.

4.2. İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye Davası (TBK m. 352/2)

Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli sözleşmelerde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini zamanında ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına neden olmuşsa, kiraya veren sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir.

İhtarların haklılığı açısından şu usuli şartlar aranır:

  • İhtara konu kira alacağının muaccel (vadesi gelmiş) olması gerekir. Vadesi gelmeyen kira için çekilen ihtar haklılık kazanmaz.
  • İki ayrı ihtarın, aynı kira yılı içinde birbirini takip etmeyen iki ayrı aya ait olması şarttır. Birden fazla ayın kirasının tek bir ihtarda talep edilmesi, iki haklı ihtar koşulunu sağlamaz.
  • İhtar kiracıya tebliğ edildikten sonra ödeme yapılmış olmalıdır. İhtarın tebliğinden önce yapılan ödemeler ihtarı haksız kılar.
  • Dava Süresi: İki haklı ihtarın yöneltildiği kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açılmalıdır.

4.3. Kiracının veya Eşinin Aynı İlçe/Beldede Konutunun Bulunması (TBK m. 352/3)

Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin, aynı ilçe veya belediye sınırları dahilinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda; kiraya veren sözleşmenin kurulması esnasında bu durumdan haberdar değilse, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde tahliye davası açabilir. Konutun oturmaya elverişli olup olmadığı, yapının vasıfları ve ailenin sosyal-iktisadi konumu çerçevesinde yargılamada değerlendirilir.

5. Kira Bedelinin Ödenmemesi: Temerrüt ve İcra Yoluyla Tahliye

5.1. TBK m. 315 Temerrüt İhtarı: Konut ve Çatılı İşyerlerinde 30 Günlük Mehil

Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan giderleri ödemezse kiraya veren, TBK m. 315 uyarınca kiracıya yazılı olarak en az otuz günlük bir ödeme süresi tanımalıdır. Bu bildirimde, tanınan süre zarfında ifa gerçekleşmediği takdirde sözleşmenin feshedileceği açıkça ihtar edilmelidir. Tebliğden itibaren işlemeye başlayan 30 günlük süre içinde borç ferileriyle birlikte eksiksiz olarak ifa edilmezse temerrüt gerçekleşir ve kiraya veren Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası ikame edebilir.

5.2. İcra ve İflas Kanunu Kapsamında Tahliye (İİK m. 269 vd. – Örnek No: 13)

Kira bedelinin tahsil edilememesi halinde alacaklı kiraya veren, genel mahkemelere başvurmak yerine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 269 vd. uyarınca icra dairesi vasıtasıyla “Tahliye Talepli İlamsız Takip” yolunu işletebilir:

  • İcra dairesi kiracıya tahliye ihtarlı ödeme emri (Örnek No: 13) tebliğ eder. Ödeme emrinde ödeme süresi konut ve çatılı işyerleri için 30 gün, itiraz süresi ise 7 gün olarak yer alır.
  • Kiracı 7 gün içinde itiraz etmez ve 30 gün içinde borcu tamamen ödemezse, alacaklı İcra Hukuk Mahkemesine başvurarak duruşma neticesinde tahliye kararı alır.
  • Kiracı kira akdini veya imzayı inkar ederse, alacaklı noter onaylı bir sözleşmeye dayanmadığı takdirde İcra Mahkemesinde tahliye isteyemez; genel mahkemelerde (Sulh Hukuk Mahkemesi) dava açmak zorunda kalır. İmzaya itiraz edilmeyip sadece borca itiraz edilmişse, itirazın kaldırılması ve tahliye talebi İcra Mahkemesinde incelenir.

6. Usul Kuralları: Arabuluculuk, Görevli Mahkeme, Süreler ve Yargılama Masrafları

6.1. Dava Şartı Olarak Zorunlu Arabuluculuk (6325 s.K. m. 18/B)

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B hükmü uyarınca; kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Sulh Hukuk Mahkemesinde açılacak tüm tahliye davalarında arabuluculuğa başvuru dava şartıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115/2 gereğince, dava açılmadan önce arabuluculuk sürecine başvurulmadığı tespit edilirse dava, herhangi bir esasa girilmeksizin dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Arabuluculuk neticesinde anlaşma sağlanamaması halinde tanzim edilen “Son Tutanak”, dava dilekçesine zorunlu unsur olarak eklenmelidir.

Kritik Usul Bilgisi: İcra ve İflas Kanunu m. 269 uyarınca icra dairesinde başlatılan takipler ve bu takiplerin itiraza uğraması ya da temerrüt nedeniyle İcra Hukuk Mahkemesinde açılan tahliye talepleri genel mahkeme davası olmadığından zorunlu arabuluculuk kapsamına tabi değildir.

6.2. Görevli ve Yetkili Mahkeme Kuralları (HMK m. 4 ve m. 6)

Kira sözleşmesinin feshine ve tahliyeye dair davalarda mutlak görevli merci HMK m. 4/1-a uyarınca, uyuşmazlık konusunun değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise genel kural gereğince davalı kiracının yerleşim yeri mahkemesi veya sözleşmenin ifa edileceği yer (kiralanan taşınmazın bulunduğu yer) mahkemesidir (HMK m. 6 ve m. 10). Kira uyuşmazlıklarında taşınmazın aynına ilişkin kesin yetki (HMK m. 12) söz konusu olmadığından, süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazları dikkate alınmaz.

6.3. Dava Açma Süresinin Uzaması (TBK m. 353 Bildirimi)

Kiraya veren, en geç davanın açılması için kanunda öngörülen bir aylık hak düşürücü süre içinde dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı uzamış sayılır. Bu bildirim noter vasıtasıyla tebliğ ettirildiğinde kiraya veren, uzayan kira yılının sonuna kadar tahliye davası açma hakkını korumuş olur.

6.4. Tahliye Davalarında Harç Hesabı ve Yargılama Giderleri

492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca tahliye davalarında dava değeri, taşınmazın bir yıllık kira bedeli üzerinden belirlenir. Davacı, bu bir yıllık tutar üzerinden hesaplanan nispi karar ve ilam harcının dörtte birini (peşin harç) dava açılışında vezneye yatırır. Gider avansı kapsamında tebligat, keşif ve bilirkişi ücretleri peşin ödenir. Davanın kabulü halinde tüm bu harç ve yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen vekalet ücreti davalı kiracı üzerine bırakılır.

7. Karşılaştırmalı Tahliye Yolları, İhtar Süreleri ve Usul Matrisi

Tahliye Sebebi Yasal Dayanak Ön İhtar Zorunluluğu Dava / Takip Süresi Zorunlu Arabuluculuk
10 Yıllık Uzama Süresi TBK m. 347 Dönem sonundan en az 3 ay önce yazılı bildirim 10 yıllık uzama bitiminden itibaren Evet (Sulh Hukuk)
Gereksinim (Konut/İşyeri) TBK m. 350/1 Zorunlu değil (TBK m. 353 bildirimi süreyi uzatır) Dönem bitiminden itibaren 1 ay Evet (Sulh Hukuk)
Yeni Malikin Gereksinimi TBK m. 351 İktisaptan itibaren 1 ay içinde yazılı ihtar İktisaptan 6 ay sonra veya dönem sonu 1 ay Evet (Sulh Hukuk)
Tahliye Taahhütnamesi TBK m. 352/1 Ön ihtar zorunlu değil Taahhüt tarihinden itibaren 1 ay Davada Evet / İcrada Hayır
İki Haklı İhtar TBK m. 352/2 Aynı kira yılında iki ayrı aya ait yazılı haklı ihtar Kira yılının bitiminden itibaren 1 ay Evet (Sulh Hukuk)
Kira Temerrüdü (Dava) TBK m. 315 En az 30 gün süreli ödeme ve fesih ihtarı 30 günlük sürenin hitamından itibaren Evet (Sulh Hukuk)
İlamsız İcra (Örnek No: 13) İİK m. 269 vd. İcra ödeme emri (30 gün ödeme, 7 gün itiraz) 30 günlük süre bitiminden itibaren 6 ay / 1 yıl Hayır (İcra Mahkemesi)

8. Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Tahliye ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

1 yıllık kira sözleşmesi bittiğinde ev sahibi kiracıyı doğrudan çıkarabilir mi?

Hayır. Türk Borçlar Kanunu m. 347 uyarınca, belirli süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde sürenin bitimi tahliye imkânı vermez. Kiracı sürenin bitiminden en az on beş gün önce fesih bildiriminde bulunmadığı müddetçe sözleşme aynı koşullarla birer yıllık dönemler halinde uzar.

10 yıllık uzama süresi dolan kiracı nasıl tahliye edilir?

Kiraya veren, 10 yıllık uzama süresi dolduktan sonra herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshedebilir. Bunun için uzayan her kira yılının bitiminden en az üç ay önce kiracıya noter kanalıyla yazılı fesih bildirimi tebliğ edilmeli ve dönem sonunda arabuluculuk bürosuna başvurularak anlaşma sağlanamaması halinde Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açılmalıdır.

Tanzim tarihi boş bırakılarak imzalanan tahliye taahhütnamesi geçerli midir?

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, metnin altına imza atan kiracı belgenin sonradan doldurulmasına hukuken rıza göstermiş sayılır. Bu nedenle boş tarihli taahhütnameler geçerlidir. Kiracı belgenin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ileri sürüyorsa bu iddiasını yazılı kesin delille ispatlamak zorundadır.

İhtiyaç sebebiyle tahliye edilen taşınmaz kaç yıl süreyle başkasına kiralanamaz?

TBK m. 355 gereğince, gereksinim gerekçesiyle kiralananın tahliyesini sağlayan kiraya veren, haklı bir sebep olmaksızın taşınmazı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Bu yasağa aykırı hareket edilmesi halinde kiraya veren, eski kiracıya son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü kılınır.

Tahliye davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mudur?

Evet. 6325 sayılı Kanun m. 18/B uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesinde açılacak tahliye davalarında arabuluculuk dava şartıdır ve başvurulmaması davanın usulden reddine yol açar. Ancak İcra ve İflas Kanunu m. 269 kapsamında yürütülen tahliye talepli ilamsız icra takipleri ve İcra Mahkemesinde görülen tahliye talepleri arabuluculuk dava şartına tabi değildir.

Picture of Av. Mustafa İşleyen

Av. Mustafa İşleyen

Av. Mustafa İşleyen, 2006 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olmuş, 2009 yılında Antalya Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık mesleğine başlamıştır. 2015 yılında kurduğu İşleyen Hukuk Bürosu bünyesinde; kamu ve özel hukuk alanlarında hukuki faaliyetlerini sürdürmektedir.
İletişim & Randevu İŞLEYEN HUKUK BÜROSU
error: Content is protected !!
Antalya Avukat Mustafa İşleyen-İşleyen Hukuk ve Danışmanlık logosu