İlamlı İcra Takibi: Şartları, Aşamaları ve İtiraz Usulü

Hızlı Yanıt: İlamlı icra takibi; kesinleşmiş veya kanunen kesinleşmesi gerekmeyen bir mahkeme ilamına ya da ilam niteliğindeki belgeye dayanılarak borcun devlet gücüyle tahsili için başlatılan yasal takip yoludur. İlamsız icradan farklı olarak icra emrine basit bir dilekçeyle itiraz takibi durdurmaz; borcun ödendiği, ertelendiği veya zamanaşımına uğradığı resmi belgelerle icra mahkemesinde ispatlanmalıdır.

İlam ve İlam Niteliğindeki Belgelerin Hukuki Mahiyeti

İlamlı icra takibi, alacaklının talebini yargısal bir karara veya kanun koyucunun açıkça bu kuvvete denk tuttuğu belgelere dayandırdığı, ispat gücü en yüksek takip usulüdür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 32 ve devamı maddelerinde düzenlenen bu kurum, borçlunun rızaen ifa etmediği edimin cebri icra organları marifetiyle yerine getirilmesini sağlar.

Yargılama faaliyeti neticesinde verilen her karar doğrudan ilamlı takibe konu edilemez. Bir belgenin ilam vasfını taşıyabilmesi için mahkemenin uyuşmazlığın esası hakkında nihai bir karar vermiş olması ve hüküm fıkrasının infaz kabiliyetini haiz açık bir eda emri içermesi gerekir. Bununla birlikte, İİK m. 38 uyarınca yargılama kararı olmasa dahi kanunun açıkça icra kabiliyeti tanıdığı belgeler de ilam hükmündedir:

  • Mahkeme Huzurunda Yapılan Sulh, Kabul ve Feragatler: Görülmekte olan bir dava sırasında zapta geçirilen ve mahkemece tasdik edilen irade beyanları doğrudan ilam niteliğindedir.
  • Para Borcu İkrarını Havi Resen Tanzim Edilen Noter Senetleri: Noterlik Kanunu uyarınca düzenleme (resen) şeklinde yapılan ve kayıtsız şartsız muayyen bir para borcunu ikrar eden senetler.
  • İcra Edilebilirlik Şerhli Arabuluculuk Anlaşma Belgeleri: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18 çerçevesinde, taraflar ve vekillerince birlikte imzalanmış tutanaklar doğrudan; vekillerin tamamının imzasının bulunmadığı hallerde ise sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınmış anlaşma tutanakları.
  • Avukatlık Kanunu m. 35/A Kapsamındaki Uzlaşma Tutanakları: Avukatlar ve müvekkilleri tarafından birlikte imzalanan uzlaşma tutanakları ilam mahiyetindedir.
  • Temyiz/İstinaf İncelemesinden Geçerek veya Süresinde İtiraz Edilmeyerek Kesinleşen Hakem Kararları: HMK m. 439 kapsamında kesinleşen tahkim kararları.

Kesinleşmeden İcraya Konulamayacak Kararlar ve İstisnalar

Türk takip hukukunda asıl kural; para alacaklarına, menkul teslimine ve tahliyeye dair ilk derece mahkemesi ilamlarının kanun yoluna (istinaf veya temyize) başvurulmuş olsa dahi kesinleşmesi beklenmeksizin icraya konulabilmesidir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve yerleşik yargı kararları uyarınca telafisi güç veya imkansız zararları engellemek amacıyla kamu düzeni gereği bazı kararların infazı için kesinleşme şartı aranır.

İlam Türü Kesinleşme Şartı Yasal Dayanak ve Usul
Taşınmazın Aynına İlişkin İlamlar Kesinleşme Zorunlu Tapu iptali ve tescil, şuf’a, müdahalenin men’i davaları ve bu hükümlerin fer’isi niteliğindeki vekalet ücreti ile yargılama giderleri kesinleşmeden takibe konulamaz (HMK m. 367/2).
Aile ve Kişiler Hukuku İlamları Kesinleşme Zorunlu (Nafaka Hariç) Boşanma, velayet, soybağı hükümleri ile boşanmanın fer’isi olan maddi-manevi tazminatlar kesinleşmeden icra edilemez. Tedbir ve iştirak nafakaları ise derhal takibe konulabilir.
Menfi Tespit ve İstirdat Davaları Kesinleşme Zorunlu Borçlu olunmadığının tespitine ilişkin ilamın esası gibi, buna bağlı vekalet ücreti ve tazminat kalemleri de kesinleşmeden takibe konulamaz (İİK m. 72).
Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizi Kesinleşme Zorunlu 5718 sayılı MÖHUK m. 57 uyarınca tenfizine karar verilen yabancı mahkeme ilamları ancak kesinleştikten sonra infaz olunabilir.
Ceza Mahkemesi Kararlarındaki Fer’iler Kesinleşme Zorunlu Mahkumiyet veya beraat hükmünün eki mahiyetindeki yargılama gideri ve vekalet ücreti ceza ilamı kesinleşmeden icraya konulamaz.
Para Alacaklarına İlişkin Eda İlamları Kesinleşme Gerekmez İşçilik alacakları, ticari alacaklar, haksız fiil ve sözleşmeden doğan tazminatlar karar tarihi itibarıyla icraya konulabilir.

Kesinleşme şartına tabi bir ilamın kesinleşmeksizin icraya konulması halinde borçlu, icra mahkemesine başvurarak icra emrinin iptalini talep edebilir. Bu kural kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, icra mahkemesince şikayet herhangi bir hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın re’sen dikkate alınır.

İlamlı İcra Takibinin Başlatılması ve Yetki Kuralı

İlamlı icra takibinde, ilamsız icradaki genel yetki sınırlamaları uygulanmaz. İİK m. 34 hükmü uyarınca alacaklı, ilamı Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilindeki dilediği icra dairesine ibraz ederek takip talebinde bulunma hakkına sahiptir. Kanun koyucunun tanıdığı bu serbesti sebebiyle borçlunun icra dairesinin yetkisine itiraz etme imkanı bulunmamaktadır.

Takip talebinin tanziminde ilamın kesinleşme şerhli veya mahkeme tasdikli onaylı sureti icra dairesine sunulur. Takip talebinde hüküm fıkrası harfiyen yansıtılmalı; alacak kalemleri bağımsız olarak dökümlenmelidir:

  • Hükmedilen asıl alacak tutarı,
  • Dava veya ıslah tarihinden itibaren işletilen yasal ya da ticari temerrüt faizi,
  • Mahkeme masrafları ve yargılama giderleri,
  • Mahkemece davacı/davalı lehine takdir edilen ilam vekalet ücreti.

İcra müdürü talebi inceleyerek borçluya “İcra Emri” (Örnek No: 4-5) tebliğ eder. İcra emri ile borçluya, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde borcu ödemesi veya mal beyanında bulunması emredilir.

İcra Emrine Karşı Başvurulabilecek Hukuki Yollar

İlamsız icra takiplerinde ödeme emrine itiraz edilmesi takibi kendiliğinden durdururken, ilamlı icrada icra dairesine itiraz dilekçesi sunulması takibi durdurmaz. Borçlunun başvurabileceği yollar İcra ve İflas Kanunu’nda sınırlı olarak düzenlenmiştir.

1. İcranın Geri Bırakılması Talebi (İİK m. 33)

Borçlu, icra emrinin tebliğinden önceki veya tebliğinden sonraki bir evrede borcun sona erdiğini, ertelendiğini veya zamanaşımına uğradığını ileri sürüyorsa icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını talep etmelidir. İleri sürülebilecek itiraz sebepleri kanunda sayılanlarla sınırlıdır:

  • İtfa (Ödeme): Borcun tamamen ödendiği iddiasıdır. İtfa iddiası yalnızca yetkili makamlarca re’sen tanzim edilmiş veya onaylanmış resmi belgelerle ya da alacaklının imzasını taşıyan adi senetle ispatlanabilir. Banka dekontlarının geçerli sayılması için dekont açıklamasında ilgili mahkeme ilamına ve dosya numarasına açıkça atıf yapılmış olması gerekir.
  • İmhal (Erteleme): Alacaklının borçluya ödeme için süre tanıdığını gösteren resmi nitelikte bir belge bulunması şarttır.
  • Zamanaşımı: İlamın zamanaşımına uğradığı iddiasıdır. Takip kesinleştikten sonraki dönemde gerçekleşen zamanaşımı için de icra mahkemesine başvurulabilir.

İcra emrinin tebliğinden önceki döneme dayanan itfa, imhal veya zamanaşımı itirazlarının icra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine bir dilekçe ile bildirilmesi zorunludur. Aksi halde bu haklar icra takibi kapsamında düşer.

2. İcra Mahkemesine Şikayet (İİK m. 16)

İcra müdürlüğünün işlemlerinin ilam hükmüne veya kanuna aykırı olması durumunda şikayet yoluna gidilir:

  • İlama Aykırılık Nedeniyle Süresiz Şikayet: İcra emrinin ilamın hüküm fıkrasına aykırı tanzim edilmesi (ilamda yer almayan faiz türünün talep edilmesi, kesinleşmesi zorunlu ilamın kesinleşmeden takibe konulması, ilamda yazılı olmayan bir kalemin takibe eklenmesi gibi) kamu düzenini ilgilendirdiğinden herhangi bir süreye bağlı olmaksızın takibin her aşamasında ileri sürülebilir.
  • 7 Günlük Süreye Tabi Şikayet: İcra dairesinin usul kurallarına riayet etmemesi, hesaplama hataları veya kanunun emredici olmayan hükümlerine aykırılıklar tebliğ veya öğrenme tarihinden itibaren 7 gün içinde şikayet konusu yapılmalıdır.

Tehir-i İcra (İcranın Geri Bırakılması) Prosedürü ve Mehil Vesikası

Kesinleşmesi gerekmeyen eda ilamlarına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olması icra işlemlerini kendiliğinden durdurmaz. Alacaklının haciz işlemlerini engellemek isteyen borçlu, İİK m. 36 uyarınca teminat karşılığı takibin durdurulması yoluna başvurabilir. Bu usul şu adımlarla icra edilir:

  1. Kanun Yolu Dilekçesinde Talep: İstinaf veya temyiz dilekçesinde açıkça “tehir-i icra (icranın geri bırakılması) talepli” olunduğu belirtilmelidir.
  2. Derkenar Alınması: Kararı veren ilk derece mahkemesinden, kanun yolu başvurusunun yapıldığına ve gerekli harçların yatırıldığına dair “derkenar” belgesi temin edilerek icra dosyasına sunulur.
  3. Kapak Hesabı ve Teminat: İcra dairesinden dosya kapak hesabı yaptırılır. Borçlu; asıl alacak, işlemiş faiz, icra vekalet ücreti, harçlar ve ortalama 3 aylık muhtemel faiz toplamını karşılayacak tutarda nakit parayı icra veznesine yatırmalı veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunmalıdır (Nafaka ilamlarında teminatla dahi olsa mühlet verilemez – İİK m. 36/4).
  4. Mehil Vesikası Temini: Teminatın usule uygun bulunması halinde icra müdürlüğü, borçluya icra mahkemesinden karar getirebilmesi için mehil vesikası (uygulamada genellikle 60 veya 90 gün) düzenler.
  5. İcra Mahkemesinden Karar Alınması: 7343 sayılı Kanun ile yapılan yasal değişiklik uyarınca; tehir-i icra kararı artık Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay’dan değil, takibin yürütüldüğü yer icra mahkemesinden talep edilir. İcra mahkemesince verilen icranın geri bırakılması kararı icra dairesine ibraz edildiği andan itibaren kanun yolu incelemesi tamamlanana kadar dosyada hiçbir yeni haciz ve muhafaza işlemi yapılamaz.

Yargılama Harçları, Masraflar ve İcra Vekalet Ücreti Dengesi

İlamlı icra takibinde harç ve masraf rejimi, ilamsız takiplerden belirgin usuli farklar barındırır:

  • Peşin Harç Muafiyeti: Mahkeme yargılaması sırasında nispi veya maktu karar ve ilam harcı ödendiğinden, ilamlı icra takibi başlatılırken takip tutarı üzerinden peşin harç alınmaz; yalnızca maktu başvurma harcı tahsil edilir.
  • İlam Vekalet Ücreti ile İcra Vekalet Ücreti Ayrımı: Mahkeme kararında haklı çıkan taraf lehine takdir edilen “ilam vekalet ücreti”, ilamın fer’isi niteliğinde bir alacak kalemidir. Bu ilamın icra dairesine konularak tahsili amacıyla başlatılan takip neticesinde ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca müstakil bir “icra vekalet ücreti” doğar. Bu iki vekalet ücreti birbirinden tamamen bağımsızdır.
  • İcra İnkar Tazminatı İstisnası: İcra inkar tazminatı yalnızca ilamsız takiplere yapılan itirazın iptali davalarında mahkemece hükmedilebilen bir yaptırımdır. İlamlı icra takip talebiyle borçludan doğrudan icra inkar tazminatı talep edilemez; talep edilebilmesi için mahkeme ilamında buna ilişkin açık bir hüküm bulunması şarttır.
  • Tahsil ve Cezaevi Harcı Yükümlülüğü: İcra takibinin başarıyla sonuçlanması veya borcun icra dairesine ödenmesi halinde doğan tahsil harcı borçluya aittir. Harçlar Kanunu gereğince borçludan tahsil edilerek Hazineye aktarılır.

Yargıtay Yerleşik İçtihatları Doğrultusunda Uygulama Prensipleri

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve icra dairelerinin istikrar kazanmış içtihatları, ilamlı takiplere ilişkin uyuşmazlıklarda bağlayıcı ilkeler koymuştur:

Hüküm Fıkrasının Yorumlanması Yasağı

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; icra dairesi ve icra mahkemesi ilamın hüküm fıkrasını yorumlama, genişletme veya gerekçeye dayanarak hüküm fıkrasını değiştirme yetkisine sahip değildir. Hüküm fıkrasında açıkça emredilmeyen hiçbir borç borçluya yüklenemez; aynı doğrultuda hükümde yazılı haklar da sınırlandırılamaz. Hükmün müphem veya çelişkili olması halinde izlenecek yol HMK m. 305 uyarınca hükmü veren mahkemeden ilamın tavzihini talep etmektir.

Aynı İlamdan Doğan Alacakların Bölünerek Ayrı Takip Yapılması Yasağı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında açıkça vurgulandığı üzere; dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ve hukuki yarar şartı gereğince, aynı ilamda hüküm altına alınan asıl alacak, ilam vekalet ücreti ve yargılama gideri kalemlerinin alacaklı tarafından bölünüp kötüniyetli şekilde ayrı icra takipleriyle talep edilmesi hukuka aykırıdır. Borçluyu haksız yere mükerrer icra harcı ve vekalet ücreti yükü altına sokan bu tür parçalı takiplerde, sonradan açılan takip dosyalarındaki icra vekalet ücreti talepleri iptal edilmektedir.

Faiz Türü ve Başlangıç Anı

Hüküm fıkrasında faizin başlangıç tarihi açıkça belirtilmemişse; asıl alacak bakımından dava veya ıslah tarihi, yargılama giderleri ve ilam vekalet ücreti bakımından ise karar tarihi faizin başlangıç anı olarak kabul edilir. Mahkeme ilamında faiz türü belirtilmeksizin sadece “yasal faiziyle” veya “faiziyle” denilmişse, icra müdürlüğü re’sen ticari temerrüt (avans) faizi uygulayamaz; yasal faiz işletmek zorundadır.

Kısmi Ödemelerin Mahsubu

Borçlu tarafından icra dosyasına veya haricen yapılan kısmi ödemelerde, Türk Borçlar Kanunu m. 100 uyarınca mahsup işlemi öncelikle işlemiş faizlere, takip masraflarına ve icra harçlarına yapılır; bakiye miktar asıl alacaktan mahsup edilir. Alacaklının açık muvafakati bulunmadığı müddetçe borçlunun yaptığı ödemeyi öncelikle ana paraya saydırma yetkisi bulunmamaktadır.

İlamlı İcrada Zamanaşımı (İİK m. 39)

İcra ve İflas Kanunu m. 39 uyarınca ilama dayanan takip hakkı, kural olarak ilamın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Özel kanunlarda daha kısa bir süre belirlenmemişse bu genel zamanaşımı süresi uygulanır.

Kesinleşmesi gerekmeyen ilamlarda zamanaşımı kararın verildiği tarihten itibaren işlemeye başlar; kesinleşmesi zorunlu ilamlarda ise zamanaşımının başlangıcı kesinleşme şerhinin verildiği tarihtir. Zamanaşımı süresi içerisinde borcun kabul edilmesi, icra takibi başlatılması veya icra dosyasında haciz talep edilmesi gibi her bir cebri icra muamelesi zamanaşımını keser; kesilme anından itibaren yeni bir 10 yıllık süre işlemeye başlar.

Mülkiyet hakkına ve taşınmazın aynına ilişkin ilamlar (örneğin tapu iptali ve tescil kararları) ile kamu düzenine dair soybağı tespit hükümleri zamanaşımına tabi değildir; bu ilamlar 10 yıl geçmiş olsa dahi her zaman icraya konulabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İlamlı icra takibine itiraz takibi kendiliğinden durdurur mu?

Hayır. İlamsız icradan farklı olarak icra dairesine verilecek bir itiraz dilekçesi ilamlı icra takibini durdurmaz. Takibin durdurulabilmesi için İİK m. 33 gereğince borcun ödendiği, ertelendiği veya zamanaşımına uğradığı resmi belgelerle kanıtlanarak icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı alınmalı ya da İİK m. 36 uyarınca teminat gösterilerek tehir-i icra prosedürü işletilmelidir.

Mahkeme kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?

Kural olarak para alacağına, menkul teslimine veya tahliyeye ilişkin eda hükümleri kesinleşmeden icraya konulabilir. Ancak taşınmazın aynına ilişkin davalar, aile ve kişiler hukukuna ilişkin hükümler (nafaka hariç), menfi tespit davaları ve ceza mahkemesi kararlarındaki yargılama giderleri kesinleşmeden takibe konu edilemez.

İcra emrini alan borçlunun yasal başvuru süresi ne kadardır?

İcra emri tebliğ edilen borçlunun tebliğden itibaren 7 günlük yasal süresi bulunmaktadır. Borçlu bu 7 gün içinde borcu icra veznesine ödemek, mal beyanında bulunmak veya takipten önceki itfa/imhal/zamanaşımı nedenleriyle icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını talep etmek zorundadır.

Tehir-i icra (icranın geri bırakılması) kararı nereden alınır?

7343 sayılı Kanun ile İİK m. 36’da yapılan değişiklik neticesinde tehir-i icra kararı Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay’dan değil; icra dosyasına dosya borcu ve fer’ilerini karşılayan teminat sunulup mehil vesikası alındıktan sonra takibin yürütüldüğü yer İcra Mahkemesinden talep edilir.

İlamlı icra takibinde icra inkar tazminatı istenebilir mi?

Takip talebiyle doğrudan icra inkar tazminatı talep edilemez. İcra inkar tazminatının ilamlı takibe konu edilebilmesi için, takibe dayanak teşkil eden mahkeme ilamının hüküm fıkrasında borçlu aleyhine açıkça bir inkar tazminatına hükmedilmiş olması zorunludur.

Picture of Av. Mustafa İşleyen

Av. Mustafa İşleyen

Av. Mustafa İşleyen, 2006 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olmuş, 2009 yılında Antalya Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık mesleğine başlamıştır. 2015 yılında kurduğu İşleyen Hukuk Bürosu bünyesinde; kamu ve özel hukuk alanlarında hukuki faaliyetlerini sürdürmektedir.
İletişim & Randevu İŞLEYEN HUKUK BÜROSU
error: Content is protected !!
Antalya Avukat Mustafa İşleyen-İşleyen Hukuk ve Danışmanlık logosu