Hukukta Derdestlik Nedir? Şartları, İtirazı ve Hukuki Sonuçları (HMK m. 114)

Hukukta derdestlik; aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanılarak açılmış bir davanın mahkemelerde hâlen görülmekte olması halinde, aynı uyuşmazlığa ilişkin ikinci bir davanın açılamayacağını öngören olumsuz bir dava şartıdır (HMK m. 114/1-ı). Kamu düzenine ilişkin bu usuli engel, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden (resen) gözetilir.

Derdestlik Kavramı ve Hukuki Niteliği (HMK m. 114/1-ı)

Derdestlik, medeni usul hukukunda yargı organlarının aynı uyuşmazlık hakkında birden fazla kez meşgul edilmesini önleyen, çelişkili kararların çıkmasını engelleyen ve usul ekonomisini güvence altına alan temel bir kurumdur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) sistematiğinde derdestlik, davanın esastan incelenmesine engel teşkil eden negatif bir usul kuralı olarak yapılandırılmıştır.

Olumsuz Dava Şartı Olma Özelliği

Medeni usul hukukunda dava şartları; mahkemenin uyuşmazlığın esasına girip maddi hukuk bakımından bir karar verebilmesi için aranan zorunlu usul koşullarıdır. Dava şartları nitelikleri gereği olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılır:

  • Olumlu dava şartları: Davanın esastan incelenebilmesi için varlığı zorunlu olan unsurlardır; görev, yetki, hukuki yarar ve taraf ehliyeti bu gruptadır.
  • Olumsuz (negatif) dava şartları: Davanın esastan görülebilmesi için yargılama anında kesinlikle bulunmaması gereken durumlardır. Derdestlik, HMK m. 114/1-ı bendi uyarınca olumsuz bir dava şartıdır. Bir davanın mahkemece esastan karara bağlanabilmesi için, konusu ve tarafları aynı olan başka bir davanın hâlen görülmekte olmaması zorunludur.

Bu kural, Anayasa’nın 141. maddesinde ve HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen “usul ekonomisi” ilkesinin doğrudan bir gereğidir. Devletin yargı yetkisi, aynı hak arayışı için mükerrer şekilde işletilemez ve kamu kaynakları aynı uyuşmazlığın birden fazla mahkemede yürütülmesi için kullanılamaz.

İlk İtiraz Değil, Dava Şartı Olmasının Pratik Sonuçları

Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) döneminde derdestlik kurumu bir “ilk itiraz” olarak düzenlenmişti. Bu eski sistemde davalı taraf, derdestlik iddiasını cevap dilekçesinde açıkça ileri sürmediği takdirde bu haktan feragat etmiş sayılıyor ve mahkeme durumu kendiliğinden araştıramıyordu.

6100 sayılı HMK ile birlikte bu usul terk edilmiştir. HMK m. 115/1 hükmü gereğince mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden (resen) araştırmakla yükümlüdür. Taraflar da derdestlik noksanlığını cevap süresiyle bağlı olmaksızın ilk derece mahkemesindeki tahkikatın sonuna kadar, hatta istinaf ve temyiz kanun yolu incelemeleri aşamasında dahi ileri sürebilirler. Bu iddianın ileri sürülmesi yönünden savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı uygulanmaz.

Derdestlik İddiasının Kabulü İçin “Üçlü Birlik” Kuralı

Bir davada derdestlik noksanlığının tespiti ile davanın usulden reddine karar verilebilmesi için üç temel unsurun kümülatif olarak bir arada bulunması şarttır. Hukuk doktrininde ve yerleşik yargı kararlarında bu durum “üçlü birlik kuralı” olarak adlandırılır.

1. İlk Davanın Açılmış ve Hâlâ Görülmekte Olması

Derdestliğin varlığından söz edebilmek için her şeyden önce usulüne uygun şekilde açılmış bir davanın varlığı gerekir. HMK m. 118 uyarınca dava; dava dilekçesinin sisteme kaydedildiği, fiziki tevzi bürosuna teslim edildiği veya UYAP ortamında tevzi edilerek gerekli harç ve avansların yatırıldığı tarihte açılmış sayılır. Davanın derdest sayılabilmesi için dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmiş olması şart değildir; tevzi ve harç yatırma anı ile birlikte derdestlik doğar.

Açılmış olan bu davanın, ikinci davanın açıldığı anda derdestliğinin (hâlen görülmekte olması halinin) devam etmesi zorunludur. Bir davanın görülmekte olması durumu, ilk derece mahkemesinin karar vermesiyle kendiliğinden sona ermez. Yargıtay yerleşik kararlarında açıkça vurgulandığı üzere; ilk derece mahkemesi kararını vermiş olsa bile, bu karara karşı istinaf veya temyiz kanun yollarına başvurulmuşsa ve hüküm kesinleşmemişse dava derdest sayılmaya devam eder. Derdestlik hali; ancak hükmün şekli anlamda kesinleşmesi (kesin hüküm halini alması) veya davanın feragat, kabul ya da sulh ile kesin olarak sonuçlanması anında ortadan kalkar.

2. Tarafların Aynı Olması (Taraf Birliği)

Her iki davanın taraflarının tamamen aynı kişiler olması gerekir. Tarafların sıfatlarının davalarda yer değiştirmesi derdestliği engellemez. İlk davada davacı olan tarafın, ikinci davada davalı sıfatını taşıması (örneğin menfi tespit davası ile alacak davasının karşılıklı açılması durumu) taraf birliğini ortadan kaldırmaz.

Taraf birliği değerlendirmesinde yasal halefiyet kuralları da dikkate alınır:

  • Külli Halefiyet: Dava devam ederken taraflardan birinin vefatı halinde mirasçılar bakımından da taraf birliği korunmuş sayılır.
  • Cüzi Halefiyet (Dava Konusunun Devri): HMK m. 125 uyarınca davanın açılmasından sonra uyuşmazlık konusu hakkın veya malın üçüncü bir kişiye devredilmesi durumunda, halef olan yeni hak sahibi bakımından da taraf birliği devam eder.

3. Dava Sebebi ve Talep Sonucunun Aynı Olması (Maddi Vakıa ve Müddeabih Birliği)

Derdestlik denetiminde dava sebebi kavramının kanun maddeleriyle karıştırılmaması gerekir:

  • Dava Sebebi (Vakıa Birliği): Dava sebebi, dilekçede zikredilen kanun maddeleri veya hukuki dayanaklar değildir. HMK m. 33 uyarınca “Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.” Dolayısıyla dava sebebi; davacının talebini dayandırdığı somut yaşam olayları, maddi vakıalar ve fiili olgular zinciridir. İki farklı davada aynı maddi vakıalara dayanılarak talepte bulunulmuşsa, taraflar dilekçelerinde farklı kanun maddelerine işaret etseler dahi dava sebepleri aynı kabul edilir.
  • Talep Sonucu (Müddeabih Birliği): Davacının mahkemeden talep ettiği hukuki korumanın (netice-i talep) ve uyuşmazlık konusu yapılan hakkın aynı olmasıdır. Örneğin aynı taşınmazın mülkiyetinin tespiti veya aynı sözleşmeden doğan aynı bedelin tahsili yönündeki mükerrer talepler talep sonucu birliğini doğurur.

Derdestliğin İleri Sürülmesi ve Mahkemenin Usuli Kararı

İkinci davanın açıldığı mahkeme, derdestlik noksanlığını tespit ettiğinde dosyanın usulden tasfiyesine ilişkin kanuni kuralları doğrudan uygular.

Dava Şartı Noksanlığının Giderilemez Olması ve Usulden Ret (HMK m. 115/2)

HMK m. 115/2 hükmü kural olarak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise taraflara bir haftalık kesin süre verilmesini öngörür. Ancak derdestlik, giderilebilir bir usul noksanlığı değildir; görülmekte olan bir davanın mevcudiyeti süre verilerek ortadan kaldırılamaz. Bu nedenle mahkeme, ikinci davada derdestliğin varlığını tespit ettiği anda tamamlama süresi tanımaksızın, HMK m. 114/1-ı ve HMK m. 115/2 uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verir.

Yargılama Giderleri ve Maktu Vekalet Ücreti

Davanın derdestlik sebebiyle usulden reddedilmesi halinde harç, gider avansı ve vekalet ücreti tasfiyesi şu şekilde gerçekleştirilir:

  • Yargılama Harçları: 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca, davanın esasına girilmeden dava şartı yokluğu nedeniyle verilen usulden ret kararlarında maktu karar ve ilam harcına hükmedilir. Davanın açılışında peşin olarak yatırılan nispi karar ve ilam harcı maktu harca mahsup edilir; bakiye peşin harç tutarı talep halinde davacıya iade edilir.
  • Gider Avansı: Harcanmayan bakiye gider avansı, karar kesinleştikten sonra HMK Gider Avansı Tarifesi hükümleri uyarınca davacı tarafa re’sen iade edilir.
  • Vekalet Ücreti: Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) “Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının gerçekleşmemesi veya vazgeçme nedeniyle ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar verilen kararlarda vekalet ücreti” başlıklı 7. maddesi uyarınca; davanın usulden reddi halinde davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilir. Uyuşmazlığın konusu para veya parayla değerlendirilebilir bir hak olsa dahi usulden ret kararlarında nispi vekalet ücreti uygulanamaz.

Yargıtay’ın Yerleşik Uygulamasında Derdestliğe İlişkin Özel Durumlar

Uygulamada bazı uyuşmazlık türleri ve usul hukuku müesseseleri derdestlik hükümleriyle doğrudan kesişmektedir. Yargıtay Hukuk Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu’nun ilkesel kararları bu ayrımları netleştirmiştir.

Kısmi Dava, Belirsiz Alacak Davası ve Ek Dava Ayrımı

Alacağın tamamının değil, yalnızca belirli bir kesiminin talep edildiği kısmi davada, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kalan kısım için açtığı bağımsız “ek dava” derdestlik teşkil etmez. Çünkü ilk davadaki talep sonucu ile ek davadaki talep sonucu (müddeabih) farklı miktarlara ilişkindir. Ancak ilk davada talep edilen meblağın mükerrer olarak ek davaya konu edilmesi halinde o miktar yönünden derdestlik oluşur.

Belirsiz alacak davasında ise (HMK m. 107/2), tahkikat aşamasında alacağın miktarının tam olarak belirlenmesinden sonra yapılan bedel artırımı usuli bir talep genişletmesidir; yeni ve bağımsız bir dava niteliği taşımadığından derdestlik kapsamında değerlendirilemez.

İcra Takibi ile Alacak Davası Arasındaki İlişki

Başlatılan bir ilamsız icra takibi ile aynı alacak için genel mahkemelerde açılan eda davası arasında derdestlik ilişkisi bulunmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre icra takibi teknik anlamda bir “dava” değildir; dolayısıyla derdestlik şartları oluşmaz. Ancak bu durumda mahkeme, davacının aynı alacak için elinde yürüyen bir icra takibi varken ayrıca eda davası açmasında “hukuki yararı” (HMK m. 114/1-h) bulunup bulunmadığını inceler. Hukuki yararın bulunmaması halinde dava derdestlikten değil, hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilir.

İlk Davanın “Açılmamış Sayılmasına” (HMK m. 150) Karar Verilmesi

İlk dava dosyasının takipsizlik sebebiyle işlemden kaldırılması (müracaata bırakılması), davanın derdestliğini derhal sona erdirmez. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren işlemeye başlayan 3 aylık yasal yenileme süresi boyunca dava derdest sayılmaya devam eder. Mahkemece 3 ayın bitiminde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinde dahi, bu karar kesinleşmeden derdestlik ortadan kalkmaz. Karar şekli anlamda kesinleştiği anda ise davanın açılmamış sayılması geriye yürür; dava hiç açılmamış kabul edilir ve bu aşamadan sonra açılan ikinci dava yönünden derdestlik engeli kalkmış olur.

Görevsizlik veya Yetkisizlik Kararında Derdestlik (HMK m. 20)

Dava, görevsiz veya yetkisiz mahkemede açılmış olsa dahi açıldığı tarih itibarıyla geçerlidir ve derdestlik doğurur. Ancak mahkeme görevsizlik veya yetkisizlik kararı verdikten sonra, HMK m. 20 uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse dava açılmamış sayılır. Bu yasal sürenin talepsiz geçmesiyle derdestlik hali geçmişe etkili olarak son bulur.

Dava Şartı Arabuluculuk Süreci ile Dava Arasındaki Durum

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca yürütülen arabuluculuk faaliyeti bir yargılama faaliyeti değildir. Arabuluculuk sürecinin devam ediyor olması mahkemede derdestlik itirazı doğurmaz. Ancak zorunlu arabuluculuk kapsamında olan bir uyuşmazlıkta, son tutanak düzenlenmeden doğrudan dava açılması durumunda mahkeme davayı derdestlikten değil, HMK m. 114/2 delaletiyle “dava şartı arabuluculuk noksanlığı” sebebiyle usulden reddeder.

Derdestlik ile Kesin Hüküm (HMK m. 303) Arasındaki Farklar

Derdestlik ve kesin hüküm (res iudicata), aynı uyuşmazlığın mükerrer olarak mahkemeler önüne getirilmesini engelleyen iki temel usul hukuku kurumudur. Her ikisi de HMK m. 114 kapsamında olumsuz dava şartı olmakla birlikte uygulanış anları ve doğurdukları hukuki sonuçlar yönünden kesin sınırlarla ayrılırlar.

Kriter Derdestlik (HMK m. 114/1-ı) Maddi Anlamda Kesin Hüküm (HMK m. 303)
Zamanlama ve Aşama İlk dava halen görülmekte olup nihai karar henüz kesinleşmemiştir. İlk dava sonuçlanmış ve verilen nihai karar şekli anlamda kesinleşmiştir.
Mahkemenin Karar Türü Dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi (HMK m. 115/2). Dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi (HMK m. 115/2).
Yeniden Dava Açılabilmesi İlk dava kesin hüküm oluşmadan usulen sona ererse (feragat hariç), süreler dahilinde yeniden dava açılabilir. Yargılamanın iadesi (HMK m. 374 vd.) haricinde aynı konuda bir daha kesinlikle dava açılamaz.
Resen İnceleme Kamu düzenine ilişkindir; yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır. Kamu düzenine ilişkindir; yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır.
İkinci Davanın Açılma Şartı İkinci davanın açıldığı tarihte ilk davanın devam ediyor olması gerekir. İkinci davanın açıldığı tarihte ilk davanın kesinleşmiş olması gerekir.

Derdestlik Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Derdestlik itirazı cevap dilekçesi süresi geçtikten sonra ileri sürülebilir mi?

Evet. 6100 sayılı HMK’nın 115. maddesi uyarınca derdestlik bir ilk itiraz değil, olumsuz bir dava şartıdır. Bu nedenle taraflar, cevap dilekçesi verme süresi geçmiş olsa dahi tahkikatın sonuna kadar, hatta istinaf veya temyiz aşamasında derdestlik noksanlığını ileri sürebilirler. Mahkeme de tarafların iddiasına bağlı kalmaksızın bu durumu kendiliğinden araştırmak zorundadır.

İstinaf veya Yargıtay incelemesindeki dosya derdest sayılır mı?

Evet. İlk derece mahkemesinin karar vermiş olması davanın derdestliğini sona erdirmez. Hükme karşı istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuşsa, karar kesinleşinceye kadar dava derdest kalmaya devam eder. Kesinleşme şerhi düzenlenmeden aynı konuda ikinci bir davanın açılması halinde derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir.

Derdestlik sebebiyle usulden reddedilen dava yeniden açılabilir mi?

Derdestlik sebebiyle verilen usulden ret kararları uyuşmazlığın esasına ilişkin olmadığından maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Derdestliğe dayanak olan ilk dava kesin hüküm oluşmadan hukuken ortadan kalkarsa (örneğin davanın açılmamış sayılmasına karar verilip kesinleşirse), ilgili hak veya alacak hakkında zamanaşımı ve hak düşürücü süreler saklı kalmak kaydıyla yeniden dava açılması mümkündür.

Görevsiz veya yetkisiz mahkemede açılan dava derdestlik doğurur mu?

Görevsiz veya yetkisiz mahkemede açılan dava, açıldığı tarih itibarıyla hukuken geçerlidir ve derdestlik doğurur. Ancak mahkemece görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildikten sonra, HMK m. 20 gereği kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse dava açılmamış sayılır ve derdestlik hali geçmişe etkili olarak ortadan kalkar.

Picture of Av. Mustafa İşleyen

Av. Mustafa İşleyen

Av. Mustafa İşleyen, 2006 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olmuş, 2009 yılında Antalya Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık mesleğine başlamıştır. 2015 yılında kurduğu İşleyen Hukuk Bürosu bünyesinde; kamu ve özel hukuk alanlarında hukuki faaliyetlerini sürdürmektedir.
İletişim & Randevu İŞLEYEN HUKUK BÜROSU
error: Content is protected !!
Antalya Avukat Mustafa İşleyen-İşleyen Hukuk ve Danışmanlık logosu