Kasten Yaralama Suçu: Cezası, Nitelikli Halleri ve Yargılama Usulü (TCK m. 86 – 87)

Kasten yaralama suçu; bir kimsenin vücuduna kasten acı verilmesi ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasıyla meydana gelir (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 86). Suçun temel cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. Eylemin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilmesi halinde 4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülürken, nitelikli hallerde ve neticesi sebebiyle ağırlaşan durumlarda ceza artırılmaktadır.

İçindekiler göster

1. Kasten Yaralama Suçunun Hukuki Niteliği, Maddi ve Manevi Unsurları

1.1. Korunan Hukuki Değer ve Tipiklik

Kasten yaralama suçu ile korunan hukuki değer; Anayasa ile teminat altına alınmış olan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, vücut dokunulmazlığı, beden ve ruh sağlığı bütünlüğüdür. Tipikliğin maddi unsuru bağlamında suç; mağdurun vücuduna acı verilmesi, sağlığının bozulması veya algılama yeteneğinin zedelenmesi şeklinde üç alternatif hareketten birinin icra edilmesiyle vücut bulur. Eylemin icrai bir hareketle işlenebilmesi mümkün olduğu gibi, kanuni veya sözleşmesel bir yükümlülüğün ihlali suretiyle ihmali hareketle de (TCK m. 88) işlenmesi olanaklıdır. Failin hareketi ile mağdurda meydana gelen netice arasında illiyet (nedensellik) bağının şüpheye yer bırakmayacak biçimde kurulması zorunludur.

1.2. Kastın Tespiti: Doğrudan Kast ve Olası Kast (TCK m. 21/2)

Kasten yaralama, genel kastla işlenebilen bir suçtur; failin eylemini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi (doğrudan kast) esastır. Failin belirli bir saikle hareket etmesi (özel kast) aranmaz. Failin neticeyi öngörmesine rağmen “olursa olsun” saikiyle eylemi kabullenerek gerçekleştirdiği hallerde ise olası kast (TCK m. 21/2) gündeme gelir. Olası kast durumunda, temel cezada TCK m. 21/2 uyarınca indirim yapılır; ancak neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamalarda (TCK m. 87) failin ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için en azından taksir derecesinde kusurunun bulunması (TCK m. 23) şarttır.

1.3. Kasten Yaralama ile Kasten Öldürmeye Teşebbüs Ayrımı (Animus Necandi)

Uygulamada kasten yaralama suçu ile kasten öldürmeye teşebbüs suçu arasındaki sınırın tayini, failin iç dünyasındaki suç kastının (animus necandi / öldürme kastı veya animus vulnerandi / yaralama kastı) açığa çıkarılmasını gerektirir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, failin kastının tespitinde şu 7 ilkesel ölçüt kümülatif olarak değerlendirilir:

  • Fail ile mağdur arasındaki husumetin niteliği ve geçmişi: Husumetin basit bir uyuşmazlığa mı yoksa öldürmeyi gerektirecek derin bir ihtilafa mı dayandığı.
  • Kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişliliği: Saldırı aletinin niteliği, cinsi ve ölümcül netice doğurma kapasitesi.
  • Hedef alınan vücut bölgesinin yaşamsal önem derecesi: Darbelerin hayati organların bulunduğu bölgelere (baş, göğüs, batın, boyun) mi yoksa ekstremitelere (bacak, kol) mi yöneldiği.
  • Darbe sayısı ve şiddeti: Eylemin tek bir savurmadan mı yoksa art arda, yoğun ve ısrarlı darbelerden mi oluştuğu.
  • Failin eylemine kendiliğinden mi yoksa engel nedenden ötürü mü son verdiği: Failin mağdur üzerindeki eylemini kendi iradesiyle mi bıraktığı, yoksa üçüncü kişilerin müdahalesi veya mağdurun direnci nedeniyle mi durduğu.
  • Olay öncesi, anı ve sonrasındaki davranışlar: Tehdit sözleri, yardım çağırma veya olay yerinden kaçma biçimi.
  • Fail ile mağdur arasındaki mesafe: Ateşli silahlarda veya aletli saldırılarda vuruş açısı ve fiziki yakınlık.

1.4. Suçun Özel Görünüş Biçimleri: Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Yaralama suçunda icra hareketleri bölünebildiği ölçüde teşebbüs mümkündür. İştirak bakımından genel hükümler geçerlidir. İçtima kuralları yönünden ise özel bir kanuni düzenleme mevcuttur: TCK m. 43/3 uyarınca, kasten yaralama suçunda zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Tek bir fiille birden fazla kimsenin kasten yaralanması halinde, fail hakkında her bir mağdur için ayrı ayrı ceza tayin edilir (gerçek içtima). Failin tek bir eylemle hem mala zarar verme hem yaralama gibi farklı kanun maddelerini ihlal etmesi halinde ise fikri içtima (TCK m. 44) hükümleri gereğince en ağır cezayı gerektiren suçtan sorumluluk doğar.

2. Basit Tıbbi Müdahale ile Giderilebilen Yaralama (TCK m. 86/2) ve Adli Rapor Standartları

2.1. “Basit Tıbbi Müdahale” (BTM) Kavramı ve Adli Tıp Kriterleri

TCK m. 86/2 kapsamında yer alan basit tıbbi müdahale (BTM); cerrahi dikiş, genel anestezi, kan transfüzyonu veya hastane yatışı gerektirmeyen, ilk yardım veya poliklinik şartlarında ayakta tedavi edilebilen hafif fiziksel hasarları ifade eder. Adli Tıp Kurumu Yaralanma Derecelendirme Rehberi uyarınca; ciltteki hafif abrazyonlar (sıyrıklar), küçük çaplı ekimozlar (morluklar), hafif şişlikler ve fonksiyon kaybı yaratmayan tokat eylemleri “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” niteliktedir. Buna karşılık, derin doku harabiyeti, kırıklar, eklem çıkıkları veya hayati organları etkileyen sarsıntılar BTM kapsamı dışındadır.

2.2. Şikâyet Şartı, 6 Aylık Hak Düşürücü Süre ve Vazgeçmenin Hükmü

TCK m. 86/2’de düzenlenen basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen yaralama suçu, suçun temel şekli itibarıyla takibi şikâyete bağlı bir suçtur. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içerisinde şikâyet hakkını kullanmalıdır (TCK m. 73/1); aksi takdirde soruşturma ve kovuşturma hakkı düşer. Soruşturma evresinde şikâyetten vazgeçilmesi halinde Cumhuriyet savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), kovuşturma evresinde vazgeçilmesi durumunda ise mahkemece kamu davasının düşmesine karar verilir. TCK m. 73/5 uyarınca, iştirak halinde işlenen suçlarda faillerden biri hakkında yapılan şikâyetten vazgeçme, diğer faillere de sirayet eder.

2.3. Seçimlik Ceza Sistemi ve Yargısal Takdir

TCK m. 86/2, hâkime seçimlik bir yaptırım yetkisi tanımıştır: Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre 4 aydan 1 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası yaptırımlarından yalnızca birini tercih eder. Hâkim, bu seçim hakkını kullanırken TCK m. 61 uyarınca suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı ve failin kasta dayalı kusurunun yoğunluğunu dikkate alarak gerekçesini kararda açıkça göstermek zorundadır. Seçenek yaptırım olarak adli para cezası tercih edildikten sonra bu ceza hapse çevrilemez; ancak ödenmemesi durumunda infaz aşamasında hapse çevirme hükümleri uygulanır.

3. Kasten Yaralama Suçunun Nitelikli Halleri (TCK m. 86/3)

TCK m. 86/3 kapsamında sayılan nitelikli hallerin varlığı durumunda, verilecek ceza yarı oranında; suçun canavarca hisle işlenmesi halinde ise bir kat artırılır. Bu hallerin varlığı, suçu şikâyete bağlı olmaktan çıkarır ve re’sen (kendiliğinden) kovuşturulan suç statüsüne sokar:

3.1. Aile Bireylerine ve Akrabalık Bağı Bulunan Kişilere Karşı İşlenmesi (m. 86/3-a)

Suçun; üstsoya (anne, baba, büyükanne, büyükbaba), altsoya (çocuk, torun), eşe, boşanılan eşe veya kardeşe karşı işlenmesi nitelikli haldir. 7343 sayılı Kanun ile yapılan yasal değişiklikle “boşanılan eş” ibaresi madde metnine eklenerek, evlilik birliği sona ermiş olsa dahi failin eski eşine yönelik eylemleri ağırlaştırıcı neden kabul edilmiştir.

3.2. Beden veya Ruh Bakımından Kendini Savunamayacak Kişiye Karşı İşlenmesi (m. 86/3-b)

Mağdurun yaş küçüklüğü, ileri yaşlılığı, akıl hastalığı, fiziksel engeli, alkol/uyuşturucu etkisinde olması veya uyku hali gibi nedenlerle fiile karşı koyma ve kendisini fiziken savunma imkânından yoksun bulunması durumunda ceza yarı oranında artırılır.

3.3. Kamu Görevlisine Karşı Görevi Sebebiyle İşlenmesi (m. 86/3-c)

Eylemin, kamu görevlisinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle gerçekleştirilmesi gerekir. Suçun görev başında işlenmesi şart olmayıp, kamu görevinin ifasından kaynaklanan bir husumet saikiyle mesai saatleri dışında işlenmesi de bu fıkranın uygulanması için yeterlidir.

3.4. Suçun Silahla İşlenmesi (m. 86/3-e) ve Yargıtay’ın Silah Niteliğindeki Eşya Kriterleri

Yaralamanın TCK m. 6/1-f kapsamında tanımlanan “silah” vasıtasıyla işlenmesidir. Yargıtay Ceza Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre yalnızca ateşli silahlar veya bıçaklar değil; eylemde fiilen saldırı ve savunma amacıyla kullanılan, bedensel zararı artırmaya elverişli olan sopa, demir boru, kırık cam parçası, fırlatılan porselen tabak, taş, anahtar demeti, sert kemer tokası ve otomobil gibi araçlar da somut olayın özelliklerine göre silah kapsamında değerlendirilmektedir. Silahın mağdura fiziken temas etmesi şart değildir; korkutucu ve saldırı gücünü artırıcı şekilde hedefe tevcih edilmiş olması yeterlidir.

3.5. Canavarca Hisle Kasten Yaralama (m. 86/3-f)

Failin salt acı çektirmek, mağdurun ızdırabından haz duymak veya toplumsal ahlak kurallarıyla bağdaşmayacak vahşi bir dürtüyle hareket etmesidir. Bu nitelikli halin varlığında ceza bir kat artırılır.

4. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Kasten Yaralama (TCK m. 87) ve Adli Tıp Skalaları

Failin başlangıçta yaralama kastıyla gerçekleştirdiği hareketin, kastettiğinden daha vahim bir biyolojik neticeye yol açması durumudur (TCK m. 87). Bu hallerde failin neticeden sorumlu tutulması, söz konusu netice yönünden en az taksir düzeyinde kusurunun bulunmasına bağlıdır.

4.1. Duyu veya Organ İşlevinin Sürekli Zayıflaması veya Yitirilmesi (TCK m. 87/1-a, 87/2-a)

Adli tıp uygulamalarında insan vücudunda çift bulunan organlar (göz, kulak, böbrek vb.) ile tek bulunan organlar arasında ayrım yapılır. Çift organlardan birinin tamamen işlevini kaybetmesi kural olarak “duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması” (TCK m. 87/1-a) kapsamında değerlendirilirken; her iki organın veya tek olan bir organın (örneğin dalağın alınması) kaybedilmesi “duyu veya organ işlevinin yitirilmesi” (TCK m. 87/2-a) sonucunu doğurur. İlk halde verilecek ceza bir kat, ikinci halde ise iki kat artırılır.

4.2. Kemik Kırığı veya Çıkığına Neden Olma (TCK m. 87/3) ve Hayat Fonksiyonlarına Etkisi Skalası

Kasten yaralamanın vücutta kemik kırığına veya çıkığına neden olması durumunda, TCK m. 87/3 gereğince ceza kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre yarı oranına kadar artırılır. Adli Tıp Kurumu Kılavuzuna göre kırıklar 1’den 6’ya kadar derecelendirilmiştir:

  • Derece 1 (Hafif): Burun kemiği çatlakları veya el/ayak parmaklarındaki basit kırıklar (Ceza genellikle 1/6 oranında artırılır).
  • Derece 2 ve 3 (Orta): Ön kol, köprücük, kaval kemiği kırıkları (Ceza 2/6 ila 3/6 oranında artırılır).
  • Derece 4, 5 ve 6 (Ağır): Kafatası çökme kırıkları, omurga kırıkları, açık femur kırıkları (Ceza azami sınır olan 1/2 oranında artırılır).

4.3. Yüzde Sabit İz, İyileşme Olanağı Bulunmayan Hastalık ve Bitkisel Hayat (TCK m. 87/1-c, 87/2-c)

Yüz sınırları; saçlı deri çizgisi, kulakların ön kısmı ve çene altı ile sınırlı anatomik bölgedir. Yaralanma neticesinde yüzde oluşan izin “sabit iz” niteliğinde olup olmadığının tespiti, dokunun biyolojik iyileşme sürecini tamamlaması amacıyla olay tarihinden itibaren en az 6 ay ile 1 yıl geçtikten sonra Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından tanzim edilen kesin rapor ile belirlenir.

4.4. Gebe Kadına Karşı Yaralama Neticesinde Çocuğun Düşmesi veya Erken Doğumu

Eylemin gebe bir kadına karşı gerçekleştirilmesi sonucunda; çocuğun vaktinden önce doğmasına neden olunmuşsa ceza bir kat (TCK m. 87/1-d), çocuğun düşmesine neden olunmuşsa ceza iki kat (TCK m. 87/2-d) artırılır.

4.5. Kasten Yaralama Neticesinde Ölüm Meydana Gelmesi (TCK m. 87/4)

Failin mağduru öldürme kastı bulunmaksızın yaralamak amacıyla gerçekleştirdiği eylemin, mağdurun ölümüyle neticelenmesidir. TCK m. 87/4, kasten öldürme (TCK m. 81) suçundan failin kastının yalnızca yaralamaya yönelik olması yönüyle; taksirle öldürme (TCK m. 85) suçundan ise başlangıç hareketinin bilerek ve istenerek (kasten) icra edilmiş olması yönüyle ayrılır. Bu suçun temel halinde fail 8 yıldan 12 yıla kadar, eylemin TCK m. 86/3’teki nitelikli hallerle işlenmesi durumunda ise 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

5. Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Kusurluluğu Kaldıran Haller

5.1. Meşru Müdafaa (TCK m. 25/1) ve Orantılılık Denetimi

Failin gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anki hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu altında işlemiş olduğu eylemler meşru müdafaa (yasal savunma) kapsamındadır. Meşru müdafaanın kabulü halinde eylem hukuka uygun hale gelir ve fail hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 223/2-c uyarınca beraat kararı verilir.

5.2. Meşru Müdafaada Sınırın Aşılması (TCK m. 27/2)

Saldırıyı defetmek amacıyla savunma yapan failin, saldırının şiddeti karşısında kapıldığı “heyecan, korku veya telaş” sebebiyle savunma sınırını aşması halinde, faile ceza verilmez. Bu durumda mahkemece CMK m. 223/3-c gereğince ceza verilmesine yer olmadığına dair karar (CYOK) verilir.

5.3. Haksız Tahrik İndirimi (TCK m. 29) ve Yargıtay’ın İlk Haksız Fiil İlkesi

Mağdurdan kaynaklanan haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suçun işlenmesi durumunda faile haksız tahrik indirimi uygulanır. Karşılıklı darp ve kavga olaylarında ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının kamera kaydı, tanık veya sair delillerle kesin olarak tespit edilemediği durumlarda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatları doğrultusunda “şüpheden sanık yararlanır” evrensel ceza hukuku prensibi uyarınca her iki taraf lehine de asgari oranda (1/4) haksız tahrik indirimi uygulanması zorunludur.

6. Muhakeme Hukuku, Görevli Mahkeme ve Usuli Kurumlar

6.1. Görevli ve Yetkili Mahkemenin Tespiti

Kasten yaralama suçlarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Ceza Mahkemesidir (TCK m. 86 ve TCK m. 87/1-2-3). Ancak, eylem neticesinde ölüm meydana gelmişse (TCK m. 87/4) yargılama görevi Ağır Ceza Mahkemesine aittir. Yetkili mahkeme ise CMK m. 12 uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir.

6.2. Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Usulü (CMK m. 253)

Soruşturma veya kovuşturma evresinde suçun uzlaştırmaya tabi olması durumunda, dosya öncelikle Uzlaştırma Bürosuna tevzi edilir:

  • Uzlaşma Kapsamında Olanlar: Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen yaralama (TCK m. 86/2) ve şikâyete tabi olmasa dahi TCK m. 86/1 kapsamındaki temel kasten yaralama suçu.
  • Uzlaşma Kapsamı Dışında Kalanlar: TCK m. 86/3’teki nitelikli hallerin tamamı (silahla, kamu görevlisine karşı vb.) ile TCK m. 87 kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış haller uzlaştırma prosedürüne tabi değildir.

6.3. Basit Yargılama Usulü (CMK m. 251)

Adli para cezasını veya üst sınırı 2 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda mahkemece basit yargılama usulü uygulanabilir. TCK m. 86/2 kapsamındaki basit yaralamalarda duruşma açılmaksızın evrak üzerinden karar verilebilir. Bu usulle mahkûmiyet kararı tesis edildiğinde, hükmedilen sonuç ceza üzerinden kanun gereği 1/4 oranında indirim yapılır.

6.4. Dava Zamanaşımı Süreleri (TCK m. 66)

TCK m. 66 uyarınca suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlayan olağan dava zamanaşımı süreleri şu şekildedir:

  • TCK m. 86/1 ve 86/2: 8 yıl (Kesintili hallerde CMK m. 67 gereğince en fazla 12 yıl).
  • TCK m. 86/3 kapsamındaki nitelikli haller: 15 yıl (Kesintili hallerde 22 yıl 6 ay).
  • TCK m. 87/4 (Ölüm neticesi): 15 yıl.

6.5. Bireyselleştirme: HAGB, Cezanın Ertelenmesi ve Adli Para Cezası

Yargılama neticesinde hükmedilen ceza 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası olduğunda, sanığın adli sicil kaydı ve pişmanlık durumu gözetilerek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB – CMK m. 231) kararı verilebilir. HAGB durumunda kişi 5 yıllık denetim süresine tabi tutulur; bu sürede kasıtlı yeni bir suç işlenmezse kamu davası düşer. Benzer şartlarda TCK m. 51 uyarınca hapis cezasının ertelenmesi veya TCK m. 50 uyarınca kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.

7. Kasten Yaralama Suçunda Karşılaştırmalı Ceza ve Muhakeme Tablosu

8. İspat Standartları, Deliller ve Adli Muayene Raporları

8.1. Adli Tıp Muayene Raporlarının Tanzim Esasları ve Rapor Çelişkileri

Ceza yargılamasında kasten yaralama suçunun sübuta erip ermediği ve suç vasfının tayini, adli muayene raporları ile doğrudan bağıntılıdır. Olayın akabinde acil servislerde düzenlenen ilk raporlar “geçici hekim raporu” mahiyetindedir. Hükme esas alınacak rapor ise mağdurun tüm tedavi evrakı, epikrizleri, radyolojik tetkikleri incelenerek tanzim edilen “kesin (kat’i) adli rapordur”. Dosyada mevcut hekim raporları arasında BTM veya hayati tehlike yönünden çelişki bulunması durumunda; evrakın en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne veya Adli Tıp İhtisas Kuruluna sevki sağlanarak çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz.

8.2. Kamera Görüntüleri, HTS Kayıtları ve Tanık Beyanlarının İspat Gücü

Güvenlik kamerası (MOBESE/CCTV) kayıtları olay anının dinamiklerini, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığını ve kullanılan cismin silah niteliğini objektif biçimde gösteren en sıhhatli delildir. Tanık beyanları tarafların akrabalık veya husumet durumuna göre sıkı bir denetime tabi tutulur; çelişkili veya menfaat birlikteliği bulunan tanık anlatımları tek başına mahkûmiyet için yeterli kabul edilmez. Şüphenin yüzde yüz oranında giderilemediği her aşamada “in dubio pro reo” (şüpheden sanık yararlanır) ilkesi uygulanır.

9. Kasten Yaralama Suçunun Özel Hukuk ve Tazminat Boyutu

9.1. Ceza Mahkemesi Kararının Hukuk Hakimine Etkisi (TBK m. 74)

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 74 uyarınca; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı veya kusurun takdiriyle bağlı değildir. Ancak, ceza mahkemesinin fiilin işlendiğine, hukuka aykırılığına ve sanığın eylemi gerçekleştirdiğine dair maddi vakıa tespiti hukuk hâkimini kesin surette bağlar.

9.2. Maddi Tazminat Talepleri: Geçici ve Sürekli İş Göremezlik, Tedavi Masrafları

Mağdur, Asliye Hukuk Mahkemesinde ikame edeceği maddi tazminat davasında; faturalandırılmış hastane ve ilaç masraflarını, iyileşme sürecinde çalışamamaktan doğan geçici iş göremezlik zararını ve sakatlık/organ kaybı söz konusu ise aktüerya hesabı ile belirlenecek olan sürekli iş göremezlik (maluliyet) tazminatını talep etme hakkına haizdir.

9.3. Manevi Tazminat Talepleri ve Hakkaniyet Ölçütü

TBK m. 56 gereğince bedensel bütünlüğü zedelenen mağdur, duyduğu fiziksel acı, elem, keder ve psikolojik travma karşılığında uygun bir miktar manevi tazminata hak kazanır. Hâkim, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, olayın oluş şeklini ve kusur oranlarını gözeterek caydırıcı ancak zenginleşme aracı kılınmayacak hakkaniyete uygun bir bedel tayin eder.

10. Kasten Yaralama Suçu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

10.1. Bir kimseye tokat veya yumruk atmak kasten yaralama sayılır mı?

Evet. Kişinin vücuduna acı veren her türlü eylem TCK m. 86 kapsamındadır. Tokat veya yumruk neticesinde kalıcı bir hasar oluşmamışsa eylem TCK m. 86/2 kapsamında basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralama sayılır. Ancak darbe neticesinde kemik kırığı, diş kırılması veya kalıcı iz oluşursa TCK m. 87 hükümleri uyarınca ağırlaştırılmış ceza uygulanır.

10.2. Şikâyetten vazgeçildiğinde ceza davası kesin olarak düşer mi?

Yalnızca TCK m. 86/2’deki basit yaralamanın temel halinde şikâyetten vazgeçme ile kamu davası düşer. Suçun silahla, aile bireylerine karşı veya kamu görevlisine karşı işlenmesi (TCK m. 86/3) ya da kemik kırığı gibi ağır neticeler doğurması halinde (TCK m. 87) suç re’sen takip edildiğinden şikâyetten vazgeçilse dahi dava düşmez, kamu davası yürütülür.

10.3. Kasten yaralama suçu adli sicil (sabıka) kaydına işler mi?

Mahkemece hapis cezası veya doğrudan adli para cezası mahkûmiyeti verildiğinde ve bu karar kesinleştiğinde adli sicil kaydına işlenir. Ancak sanık hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı tesis edilirse, bu karar normal adli sicil kaydında görünmez; yalnızca adli makamların görebildiği özel bir sisteme kaydedilir ve 5 yıllık denetim süresi sorunsuz tamamlandığında tamamen silinir.

10.4. Kavgada ilk darbeyi vuranın belirlenememesi durumunda ne karar verilir?

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, karşılıklı kavgada ilk haksız hareketin veya ilk darbenin kim tarafından gerçekleştirildiği dosya kapsamındaki delillerle kesinleştirilemiyorsa, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince her iki taraf lehine de TCK m. 29 uyarınca asgari oranda (1/4) haksız tahrik indirimi uygulanır.

10.5. Adli para cezasına çevrilen kasten yaralama cezası ödenmezse hapse çevrilir mi?

Evet. Mahkemece doğrudan veya hapis cezasından çevrilerek verilen adli para cezası kesinleştikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosunca ödeme emri tebliğ edilir. Tebliğe rağmen yasal süre içinde adli para cezasını ödemeyen veya taksitlerini aksatan hükümlü hakkında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 106 uyarınca adli para cezası hapse çevrilerek infaz edilir.

Picture of Av. Mustafa İşleyen

Av. Mustafa İşleyen

Av. Mustafa İşleyen, 2006 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olmuş, 2009 yılında Antalya Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık mesleğine başlamıştır. 2015 yılında kurduğu İşleyen Hukuk Bürosu bünyesinde; kamu ve özel hukuk alanlarında hukuki faaliyetlerini sürdürmektedir.
İletişim & Randevu İŞLEYEN HUKUK BÜROSU
error: Content is protected !!
Antalya Avukat Mustafa İşleyen-İşleyen Hukuk ve Danışmanlık logosu